ÇENE EKLEMİ

Çene eklemi, dış kulak yolunun hemen önünde yer alır. Kafa kemiklerinden oluşan eklem çukurcuğu ile alt çene kemiği (kondil) arasındaki eklemleşmeden oluşur. Bu eklemleşmede eklem yastıkçığının (disk) özel bir yeri vardır (şekillerde görülmektedir). Bu yastıkçık ağız hareket ederken iki eklem yüzeyinin uyumunu sağlar. Diski bir papyona benzetebiliriz. İnce olan orta kısmı damar ve sinir içermez, hastalıklarda asıl bozulan kısım burasıdır. Bu eklemi kaslar ve bağlar çevreler. Birinin bozukluğu diğerini etkileyebilir. Çene ekleminin boyun omurları ve dişlerle olan yakın komşuluğu nedeni ile bunlardaki her hangi bir bozukluk da çene eklemini kolayca etkileyerek şikayetlere neden olabilir.

Eklemimiz nasıl çalışır?

Ağız açılımının ilk bir santiminde, kondil önce dönme hareketi yapar, daha sonra öne doğru kaymaya başlar. Çene eklemi çiğneme, yutma, soluk alıp verme ve konuşma sırasında sürekli hareket halindedir. Normal bir kişi bu eklemini günde 1500-2000 defa kullanır. Bu nedenle eklemi doğru kullanmasını bilmek çok önemlidir. Alt çenenin hareketleri, boyun ve çene kaslarının ortak hareketi ile oluşur. Alt çene kemiği aşağı, yukarı, öne ve yanlara doğru hareket edebilmektedir. Bu düzenin bozulması yolunda gitmeyen bir şeylerin habercisi olabilir.

Eklemi bozan nedenler: Kısaca yapısını ve fonksiyonunu gözden geçirdiğimiz bu eklemi neler etkileyebilmektedir?

  1. Normal istirahat halinde üst ve alt dişler arasında temas olmamalı ve dil üst çenede istirahat halinde olmalıdır. Bu durum çene civarındaki kasların gevşek olduğu ve eklemi en az zorlayan bir konumdur. İşte nedenlerden biri hemen ortaya çıktı. Sürekli dişleri sıkmak bu kasları zorlamakta ve ağrıya neden olmaktadır. Bu sıkma gündüz istemli olabildiği gibi, gece irade dışı olarak da ortaya çıkabilir (diş gıcırdatma = Bruksizm). Normal yemek yeme sırasında ısırma kuvveti 27 kg kadar iken, istemli ısırma ve sıkmada 70 kg’a çıkmaktadır. Halbuki bruksizmde bu kuvvet 440 kg’ı bulabilir. Sizler bunun ne kadar önemli bir faktör olduğunu tahmin edebilirsiniz.
  2. Alt çene ve çiğneme kaslarının hareketlerini etkileyen bir başka neden duruş bozukluklarıdır. Bunlardan en önemlisi başın ve omuzların önde olduğu pozisyondur.

Bu duruş boyun kaslarını zorlayarak çene eklemini bozar ve çiğneme kaslarını yorar

  1. En çok suçlanan nedenlerden biri de çenenin kapanış bozuklukları ve dişlerle ilgili sorunlardır. Bir tek eksik diş ve yüksek bir dolgu bile çene eklemindeki normal düzeni değiştirebilmekte, çevredeki kasları yormakta ve şikayetlere neden olabilmektedir. Biz ünite olarak bu konuda diş hekimlerinin yardımını istiyor ve beraber çalışıyoruz.
  2. Tek taraflı çiğneme eklemi bozan bir başka nedendir. Bunu çok sık gördüğümüz için ayrı bir başlık altına aldık. Hastalar bir tarafın daha çok ağrıdığı durumlarda haklı olarak diğer taraf ile çiğnemeyi tercih edeceklerdir. Bu çiğnenen taraftaki kasların aşırı gelişmesine, çiğnenmeyen taraftaki kasların zayıflamasına yol açar. Çene ekleminin düzeni bozulduğu gibi, hastanın yüzünün asimetrik görünmesine de sebep olabilir.
  3. Biz ünitemizde stres ve üzüntülerin, çene eklemi ağrısının oluşmasında büyük bir yer işgal ettiğini görüyoruz. Bu durum çene civarı ve boyundaki kaslarda yüklenmelere sebep olarak dengesiz bir yük dağılımı oluşturmaktadır.
  4. Baş, boyun ve çene ile ilgili travmalar (darbeler) çene sorununu başlatıcı bir faktör olabilir. Soğuk da darbe etkisi ile kasları zorladığından bu grup içinde ele alınabilir. Yemek yeme, esneme, diş tedavileri sırasında da eklemde zorlanmalar görülebilir.
  5. Vücuttaki genel bağ dokusu gevşekliği, tırnak yeme, sakız çiğneme, devamlı ağızdan nefes alıp verme, çekirdek yeme, pipo içme, uzun süre telefonla konuşma, keman çalma vb çene eklemi hastalıklarını kolaylaştıran diğer sebeplerdendir.
  6. Tabii ki neden her zaman böyle masum olmaz. Bazen çene şikayetleri vücuttaki ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir. Bunlar tümör, enfeksiyon ve iltihaplı romatizma gibi hastalıklardır, ancak şükür ki bu nedenleri çok nadir olarak görüyoruz. Bir hastada bazen bir kaç neden bir arada bulunurken bazı durumlarda nedeni ortaya çıkarmak mümkün olmamaktadır

Bu kadar çok nedeni bulunan bu hastalığın belirti ve bulguları genellikle müşterektir. Esas olarak görülen şikayetler kaslar ve eklemde ağrı, hassasiyet, eklem sesleri, çene hareketlerinde kısıtlılık ve düzensizliktir.

Bir başlık altında toplayacak olursak;

  1. Kas hassasiyeti ve ağrıları
  2. Çene hareketlerinde değişiklik ve kısıtlılık
  3. Eklem sesleri
  4. Ağızda kayma
  5. Çiğneme düzeninin bozulması
  6. Ağzı açamama
  7. Sıkıntı, karamsarlık ve diğer psikoljik bozukluklar
  8. Kulak çınlaması, baş dönmesi, halsizlik gibi şikayetler.

En sık görülen şikayet eklem sesleridir. Bu diskin yer değiştirmesine bağlı olabildiği gibi, eklemi oluşturan diğer yapıların bozukluklarından ve kasların bir biri ile uyumlu çalışmamasından da olabilir. Sesler “tak” diye (klik) ya da ince çıtırtılar şeklinde (krepitasyon) görülebilir. Klik genellikle diskin yer değiştirmesi ile ilgilidir. Bu geri dönüşümlü veya dönüşümsüz olabilir

Krepitasyon ise, diskin iyice bozulduğu, eklem yapısının halk deyimiyle kireçlenmeye başladığı (dejenerasyon) durumlarında ortaya çıkar. Daha ileri evrelerde ağız hareketleri kısıtlanır, normalden sapmalar görülebilir.

Teşhis:

Muayene yanında röntgen incelemelerinin de teşhiste önemini vurgulamak gerekir. Kemiklerle ilgili bozukluğu en iyi direkt filmler ve bilgisayarlı tomografi, yumuşak dokularla ve diskle ilgili bozukluğu en iyi Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI) gösterir.

Dr. Kamil Teker Yöntemi (DKTY),

Dr. Kamil Teker Yöntemi (DKTY), posturolojik muayene ile bedenin duruş bozuklukları tespit edilir. Postural dengeyi belirleyen göz, çene eklemi, deri ve ayak tabanı uyumlarını bozan etkenler saptanır. Uygun tedavi yöntemleri ile postural denge düzenlenir.

Omurgadaki kayma ve hizalanma kusurları manuel terapi (kayropraktik, osteopati, myofasyal gevşeme teknikleri, kas enerji teknikleri vb.) ile omurga akord edilir yani normal çalışma düzenine kavuşturulur.

Yenileyici enjeksiyon tedavisi ile (proloterapi, mezoterapi, PRP, ozon terapi, vb.)yumuşak dokudaki sertlik ve kireçlenme iyileştirilir. Sağlam ve esnek ligamentler – kaslar sayesinde eklem dengeli ve düzenli durumda çalışır.

Ağrı ve hareket kusuru gibi şikayetler ilaçsız ve ameliyatsız kalıcı olarak iyileşebilmektedir.

Çene eklemi ve diş eti rahatsızlıklarınızda da Doktor Kamil Teker Yöntemi çok başarılı sonuçlar almaktadır.

Gereksiz ve yanlış ameliyatlardan kurtulabilirsiniz.